'' Tedarik zincirinde son metre, Raf teslimi. '' .

Horoz Lojistik Dergisi

574 Views

        

Küresel ticaretin şekli değişti. Geçmişte, özellikle son kullanıcıya dönük tüketim ürünleri üreten kuruluşlar, bu ürünlerini diğer ülkelerdeki acentelerine, bayilerine veya toptancılarına ihraç edip, bu ürünlerin son kullanıcıya teslim işini de bu kuruluşlara bırakmışlardı. İthalatçılar bu ürünleri küçük ölçekli bir lojistik şirket yapısı altında kendi depolarına almışlar ve ülkelerin farklı şehirlerindeki bayilerine aktararak dağıtım işini organize etmişlerdi. Bölge bayileri daha küçük depolarda, kendi adına kayıtlı araçlarla ürünleri satıcılara aktarmışlardı. Herkesin memnun olduğu bir düzen kurulmuş ve tatlı karlar elde edilmişti.

Yerli sanayinin gelişmesini sağlamak amacıyla önceleri yüksek gümrük vergileri, ithal fonlarıyla yaratılan gümrük duvarları devreye girmiş, ithalatlara konan yüksek vergiler, ilave fonlar ve kotalar ile ithal malzemelerin yerine yerlilerinin üretilmesi, ülkelerin ana politikası haline gelmişti. Pazarı ve ürünü bilen yerli distribütörler ana firmanın da lisans, sermaye, bilgi ve yarı mamul desteği ile ülke içinde küçük çaplı üretim çalışmalarına başlamışlar ve ticaret yaparken birdenbire sanayici şapkası giymek durumunda kalmışlardı.

Önceleri rekabetin az olduğu, arzın yetersiz talebin hızla arttığı dönemler yaşanmış, zaman zaman karaborsanın da ortaya çıktığı tatlı karlar elde edilmiş ve üretim adetleri büyümüştü. Yüksek döviz talebinin ortaya çıktığı bu dönemde, döviz ihtiyacımızın karşılanması için dış ticaret sermaye şirketleri kurulmuş, ihracata verilen vergi iadeleri, teşviklerle üretim arttırılmış ve Türkiye dışarı açılmıştı.

Avrupa Birliği sürecinde, gümrük birliğine giriş dönemimizde, ticaretin serbestleştiği ve gümrük vergilerinin düşürülüp, fonların sıfırlandığı bir dönem başlamıştı. Bu dönemde yerli sanayi artık ülkeye ucuz olarak girebilen yabancı markalarla kalite ve fiyat olarak rekabet eder hale gelmiş, yerli üreticilerin arkalarındaki açık veya gizli yabancı markalar artık kendi markaları ile üretim yapmak için yerli ortakların fabrikalarını ve hisselerini satın almaya ve küresel üretime dönmeye başlamışlardı. Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, hızlı tüketim malzemeleri, ilaç bu sektörlere örnektir.

Günümüzde zincir mağazaların ölçekleri ve adetleri artmaya başlamıştır. Geçmişte bölge bayilerinden bakkallar veya küçük marketlere yapılan dağıtımın oranı azalmış ve üreticiler doğrudan zincir mağazalarla temasa geçmeye başlamışlardır. Bakkalların ve küçük marketlerin satışları azalırken, günlük tüketimi olan, tekel tarzı ürünlere yoğunlaşırken büyük şehirlerimizin göbeğinde kurulmuş veya yeni çıkacak olan kanunla şehrin varoşlarına kurulmakta olan büyük zincir mağazalar perakende pazarını ele geçirmişlerdir.

Zincir mağazalar belli ürünlerde raf kiralayarak, belli ürünlerde kendi markalarında üretim yaptırarak, genellikle de üreticiden doğrudan malı kendi rafına kadar taşımasını da dahil ederek, bir teşhir ve perakende satış noktası haline gelmişlerdir. Üreticiler tüm zincir mağazalara kendi araçları ile ulaşamadıkları için, ya mağazaların merkez depolarına mallarını teslim etmekte veya mağazalara bunları teslim edecek olan, şehir için gerektiğinde dağıtım ve depolama yapmayan ambar ve kargo şirketlerine bu hizmeti outsource etmektedirler.

Farklı ürünlerin, farklı saatlerde, farklı araçlarla aynı teslim merkezine gelmesi esnasında büyük karışıklık yaşanmaktadır. Araçlar saatlerce sırada beklemekte ve araç içinde bekleyen başka müşterilerin mallarının tesliminde gecikmeler yaşanmaktadır. Alınan malzemenin kontrolü, sayımı da bu süreci yavaşlatmaktadır. Birçok zincir mağazada teslim araçlarını bekletmemek için mallar sayılmadan alınmakta, ancak daha sonra kendi kendilerine yapılacak olan sayım, ödemeye esas teşkil etmektedir. Bu da her zaman kötü niyete, firmalar arasında sorun doğmasına açık bir konu olarak sürmektedir.

Çözüm belli bölgelerdeki zincir mağazalara veya satış noktalarına dağıtım yapacak bölgesel lojistik merkezlerinin kurulması olacaktır. Bu merkezler üreticilerin kendi araçlarıyla, kargo şirketleri, ambar, kamyon nakliyesi yapan kuruluşlarca yollayacakları veya merkezin milk –run sistemiyle toplayacağı, o bölgede dağıtılacak ürünleri deposunda toplaması şeklinde olacaktır. Bu merkezler kapıdan kapıya, çapraz sevkiyat tarzında, aktarma şeklinde ürünleri depo içinde fazla bekletmeden, talebe uygun bir rota ile kısa mesafeye günde birden fazla olmak üzere dağıtacaklardır. Bu dağıtımın son ucu rafa dizmeye kadar gidecektir. Bu sayede mağazaların taleplerine en kısa mesafede, en hızlı ve konsolide edilmiş şekilde cevap verecek lojistik aktarma merkezleri yani dağıtım merkezleri ortaya çıkacak, hız artacak, verimlilik yükselecek ve maliyet azaltılacaktır. Bu çalışma bazı lojistik şirketler tarafından başlatılmış ve birçoğu tarafından da proje olarak ele alınmıştır. Gelişeceğine eminim.

Atilla Yıldıztekin

Lojistik Yönetim Danışmanı

Atilla@yildiztekin.com